Günümüze Bir Bakış

Hepinize merhaba,

Ben Emre Çifçi, 19 yaşında bir üniversite öğrencisiyim. Bu sitenin kurulmasına çok sevindim çünkü bu site, zor günlerde kendini eve kapatmak zorunda kalan gençlerin içini dökebilecekleri veya aynı durumda olan diğerlerini okuyabilecekleri bir platform olacak. Her şeyden önce umarım sizin ve sevdiklerinizin sağlığı yerindedir. Buradan hastalığa yakalanmış herkese acil şifalar, tüm sağlık çalışanlarına da sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. 

Şimdi size nelerden bahsedeceğimi anlatayım:  1-Küçük tavsiyeler, 2- Nereye gidiyoruz ?,  3-Bir kitaptan alıntı.

  1. 12. sınıflar bana göre bizim yaş grubumuzda en çok etkilenen grup. Geçen sene aynı yoldan geçtiğim için çok iyi biliyorum. Zaten çok zor bir yıl ve çoğunuzda aile baskısı, başarısızlık korkusu veya ekonomik kaygılar (burs vs.) gibi etkenler işin içinde. Bunlar yetmiyormuş gibi eğitim sistemindeki belirsizlik ve korona virüsü yüzünden her şeyin alt üst olması… Sizin yaşadıklarınızı tam olarak anlamam mümkün değil fakat sizlere şunları söyleyebilirim: Sıkıntılar paylaşıldıkça azalır ve bu sıkıntıları şu an diğer tüm on ikinci sınıflar ve mezuna kalanlar olarak yaşıyorsunuz. Sıkıntılarınızı tek başınıza omuzlamayın. Sizinle aynı derdi paylaşanlara içinizi dökün. Ama bu problemle de yaşamayın. Şunu aklınızdan çıkarmayın: Bu süreç sizin kontrolünüzde değil. Eğitim sistemine olan kızgınlığınızda da haklısınız. Kızgınlığınızı bahane edip sınavı veya dersleri protesto etmeyin, kızgınlığınızı azminizle birleştirin ve daha çok çalışın. Hedeflerinizi büyütün ve krizi fırsata çevirin. İnsan kolay unutan bir canlıdır, bu yüzden dönüp geçmişe baktığınızda ne kadar sıkıntı çektiğinizi değil, o sıkıntıların sizi nereye getirdiğini fark ediyorsunuz. *Bu söylediklerim LGS’ye hazırlanan gençler için de geçerli.
  1. Tam da bu günler insanların neyi “neden” yaptığını sorguladığı günler. Aynı şeyi ben de soruyorum. Nereden geldiğimizi bilmiyoruz yani doğumumuzdan önce ne vardı tam olarak bilmiyoruz, biz neydik bilmiyoruz. Gerçi doğumdan önce kendi benliğimizden bahsetmek yanlış olabilir, bir yokluk hali belki de… Sonrasında doğuyoruz fakat onu da hatırlamıyoruz. En genç anılarımız 2-3 yaşındayken… Bilincimize kavuşmamız ise çok daha sonralarda. Peki sonrasında? Kendimizi bir karmaşanın veya bir koşuşturmacanın içerisinde buluyoruz. Bu koşuşturmadan kalan zamanlarda ne olduğunu hala tam anlayamadığımız şekilde uykuya dalıyoruz. Çoğumuz nefret ettiği işleri yaparak vaktini dolduruyor ve sonrasında yine tam olarak bilmediğimiz bir yere gidiyoruz, ölüyoruz. Arkamızda iyi veya kötü şeyler bırakarak…Evet, insanoğlu olarak çoğu soruya bir cevabımız var ama hala en büyük sorulara net bir cevap veremiyoruz. Neden buradayız, neden varız, ne için yaşıyoruz ya da yaşamamızın bir sebebi olmalı mı? Nereden geliyoruz, nereye gidiyoruz? Ve belki de en önemlisi bu kadar soru işaretinin ortasında ve kısacık zamanımızda vaktimizi sevmediğimiz işlerle neden geçiriyoruz? Bunun bir çıkış yolu yok mu? Yoksa hayatımızın kıymetini mi bilemiyoruz?  Bana şimdi muhtemelen şunu soruyorsunuz : Bunları söylerken az önce verdiğin tavsiyelerle çelişmiyor musun? Bu soruyu kendime de sık sık soruyorum. Hayat bu kadar kısaysa neden hepimiz bir “koca” yılı sınav yılı olarak “çöpe atıyoruz”. Öncelikle bu yılı “çöpe atmamalıyız”. Hepimizin hayatı çok değerli ve bu hayatta çöpe atılacak bir yıl yok. Bunu geleceğe yapılan bir yatırım olarak düşünün. Ama yine de kendinizi şu soruyu sormaktan alıkoymayın: “Ben ne yapıyorum ve ne istiyorum?”. İleride sevmeyeceğiniz bir işi yapıp yıllarınızı harcamaktansa bence bu yılı kullanın. Ama yine de çöpe atmayın. Her şey çok zorsa tutunacak bir şey bulun. Bir arkadaş, bir hobi …
  1. George Orwell’in 1984’ünden bir alıntı:

“…Günümüz dünyası, 1914’ten önceki dünyayla, hele o dönemin insanlarının düşledikleri gelecekle karşılaştırıldığında, çorak, açlık çeken ve yıkıntıya dönmüş bir yerdir. Yirminci yüzyılın başlarında, neredeyse bütün okuryazar insanların aklından, son derece zengin, insanlara boş vakit sağlayan, düzenli ve verimli bir geleceğin toplumu düşü-cam, çelik ve kar beyaz betondan oluşan parlak, pırıl pırıl bir dünya- geçmekteydi. Bilim ve teknoloji baş döndürücü bir hızla gelişiyordu ve bu gelişmenin böyle sürüp gideceği doğal görünüyordu. Ne var ki, biraz bitmek bilmeyen savaşlar ve devrimlerden dolayı güçten düşülmesi yüzünden, biraz da bilimsel ve teknik ilerleme tekdüzeleştirilmiş bir toplumda asla var olamayacak deneysel düşünceye dayandığı için beklenen olmadı. Bir bütün olarak bakıldığında, bugün dünya elli yıl öncesinden daha ilkel…Kaldı ki, makinelerin içerdiği tehlike olduğu gibi duruyor. İlk makinenin ortaya çıktığı andan başlayarak, aklı başında bütün insanlar, ağır çalışma koşulları ve eşitsizliğin sürmesine gerek kalmadığını açık seçik anlamışlardı. Makineler bilinçli olarak bu amaçla kullanılmış olsaydı, açlık, aşırı çalışma, pislik, cehalet ve hastalık birkaç kuşak sonra yok edilebilirdi….Gel gör ki, zenginliğin genel yükselişinin hiyerarşik bir toplumun ortadan kaldırılmasını tehlikeye düşürdüğü, ama aslında hiyerarşik toplumun bir anlamda ortadan kaldırılması demek olduğu da açıktı. Belli ki, herkesin daha az çalıştığı, yeterince yiyecek bulduğu, banyosu ve buzdolabı olan bir evde yaşadığı, bir arabası, hatta uçağı olduğu bir dünyada, eşitsizliğin en belirgin, belki de en önemli biçimi ortadan kalkmış olacaktı. Zenginlik bir kez genelleşti mi ayrım tanımayacaktı. Hiç kuşku yok ki, kişisel mülk ve lüks anlamında zenginliğin eşit bir biçimde dağıtılacağı, buna karşılık iktidarın küçük bir ayrıcalıklı zümrenin elinde toplanacağı bir toplum düşünmek mümkündü. Ama böyle bir toplum uygulamada uzun süre ayakta kalamazdı. Çünkü boş vakit ve güvenlik herkesçe paylaşıldığında, yoksulluğun serseme çevirdiği geniş kitleler okuryazar olacak, kendi başına düşünmeyi öğrenecek, o zaman da hiçbir işe yaramadığını sonunda fark ettiği ayrıcalıklı azınlığı ortadan kaldıracaktı. Hiyerarşik toplumun varlığı, uzun sürede, ancak yoksulluk ve cehalete yaslanarak sürebilirdi….”.

Emre Çifçi

gündem Genel

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: