Annelerin Genç Kaldığı Yerde Şiir Çözümlemesi

Annelerin Genç Kaldığı Yerde Şiir Çözümlemesi

Ece Taşan’dan

Tuğrul Tanyol, “Annelerin Genç Kaldığı Yer” adlı şiirinde çocukluk zamanlanlarına duyulan özlemi konu almaktadır.Şiirde anlatıcı, birinci tekil kişi ağzından konuşarak ele aldığı konunun bireysel bir boyutu olduğunu göstermektedir. Tuğrul Tanyol, çocukluğa duyulan özlemi aktarırken geçmişe özlem, çaresizlik ve yalnızlık temalarına değinmektedir. Bu temaları,  geçmiş ile şimdiki zaman arasındaki çatışma üzerinden aktarmaktadır.Şiirin tezi; annelerin kişiler için bir liman görevi gördüğüdür. Söz sanatlarından; kişileştirme, tevriye, mübalağa, dil-anlatım özelliklerinden;imge ve ironi, yazınsal araçlardan ise öykülemenin kullanımıyla şiirin tezinin aktarımı sağlanmaktadır.Kahramanın isimsiz olması,  birinci ile altıncı dörtlükte geniş zaman kipindeki anlatım ve zamanın belirsiz olmasıyla şiir bireysel boyutu yanında evrensel boyut da kazanmaktadır. Bu yazıda şiir,anlatım teknikleri, başlık, dil ve anlatım özellikleri açısından incelenmiştir.

Çocuklukluğun sona ermesiyle mutlu ve sevgi dolu anılar da son bulur. Şiirin birinci bölümünde,  “Sevginin üşüdüğü yerde yazı, çocukluğun” bittiği dizesinde tevriye kullanılmaktadır. Yazı kelimesi mevsimsel olarak yaz, aynı zamanda yazı yazmak anlamında da gelebilmektedir. “Sevginin üşüdüğü” ifadesiyle sevgi kişileştirilmiş, çocukluğun bitimiyle bağdaştırılmıştır. Yetişkinlik dönemine geçildiğinde sevginin ve mutluluğun sona erdiği vurgulanmaktadır. 

“Soluk pencereleriyle o eski evimizin

Şimdi asırlar öncesinden hiç dinmeyen

Aralık kalmış kapısında, biriken karların

Donmuş sıcaklığı, bu yürüyen usulca yüreğime.”

Dörtlüğünde ev, anlatıcının korunaklı alanını ve çocuk anılarını imgelemektedir.Pencere evin içerisinden dışarı bakılmasına olanak sağlarken, dışarıdan içeri bakılmasını da sağlar. Evin şiir boyunca anlatıcının çocukluk anılarının geçtiği mekan olması, göz önünde bulundurulursa dışarıdan evin içerisine bakmanın tek yolu olan pencerenin soluklaşması anıların tam anlamıyla hatırlanamamasını aktarmaktadır.  “Aralık kalmış kapısında” ifadesinde Aralık ayının yılın son ayı olmasıyla birlikte çocukluk döneminin sonunu imgelemektedir. Anlatıcının evinin kapısında kar birikmesi kapının açılmasını zorlaştıracağından, pencere imgesi gibi anıların hatırlanmakta zorlanılmaya başlanmasıyla çocukluk dönemine geri dönüşün imkansızlığı vurgulanmaktadır. “Donmuş sıcaklığı, bu yürüyen usulca yüreğime.” dizesinde “donmuş sıcaklık” ifadesiyle tezatlıkla birlikte ironi yapılmaktadır. Donmak anıların hatıra olarak değişmeden kalmasını imgelerken, sıcaklık bu hatıraların kişiye mutluluk ve sevgi gibi duyguları anımsattığını göstermektedir.  

Yetişkinlik dönemine geçildiğinde hayatın yük ve sorumluluklarıyla karşı karşıya kalınır. Çocukken anne tarafından sağlanan koruma artık yoktur ve gerçek haytla yüzleşilmesi gerekmektedir.

“Şimdi görünmez pencerelerini ovuyorum tozlu anılarımın

Dışardayım, kar yağıyor, anne üşüyorum

İçeri al beni, kollarınla sar, ısıt bedenimi

O eski odada, yüklerin tepesinden düşüyor düşüyorum.”

Dörtlüğünde anlatıcının anılarının tozlu olması çocukluğuna dair hatıraların artık çok geride kaldığını vurgulamaktadır. Anıların görünmez pencerelerinin ovulması bu anıları hatırlamak için verilen çabayı gçstermektedir. Anlatıcı artık evin içinde değildir yani hayatın darbelerine karşı korumasızdır. Kar yağması kişinin karşılaştığı zorlukları imgelemektedir. Anlatıcının dışarıda üşümesi davranışsal bir imge olmakla birlikte karşılaşılan zorlukların üstesinden gelinemediğini göstermektedir.  Eski odada yüklerin tepesinden düşülmesi gerçek hayatın sorumluluklarının kişiye ağır gelmesini anlatırken o eski odada ifadesi anlatıcının ruhsal olarak hala anılarda kaldığını vurgulamaktadır.

Çocukluğun mutlu anılardan oluşmasını sağlayan annedir. Anne, çocuğa sevgi veren ve onu koruyan bir figürdür.

“Sana bakardım odanın hangi köşesinden

Bir resim takılmış gözlerime, belki gerçek

Sen en mutlu anların resmini çizerdin

Dudaklarında ürperen sessizliği o eski çinilerin.”

Odanın içindeyken anlatıcının annesine bakması, çocuğun anneye olan bağımlılığını gösterir. Anne çocuk ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayacağı için ona bakan figürdür. Gözlerine bir resim takılması, hatıralarından bir kareyi temsil ederken gerçek olup olmamasını bilmemesi bu anların eskide kalmış olmasını anlatmaktadır. Anlatıcının annesinin en mutlu anıları çizmesi, mutlu hatıraların oluşumunun anne sayesinde olması vurgulanmaktadır. Eski çinilerin dudaklarında sessizlik ürpermesi ifadesi ile çiniler  kişileştimedir. Çinilerin sessiz olması, artık bir işlevleri olmamasını gösterirken eski zamanların artık sadece bir anıdan ibaret olduğunu göstermektedir. Birinci ve altıncı bölümde tekrarlanan dörtlükte “Bütün ağlamaların dinmesi gerek bir şiiri yazmak için” dizesinde duygulardan bahsedilmesi için geçmişle barışılması gerektiği anlatılmaktadır. Şiirin başlığı olan,  ilk ve son dörtlükte tekrarlanan “Annelerin Genç Kaldığı Yer”  ifadesi annelerin her zaman mutlu anılarda bizimle yaşayacağını vurgulamaktadır.

Tuğrul Tanyol, “Annelerin Genç Kaldığı Yer” adlı şiirinde çocukluk zamanlanlarına duyulan özlemi konu alnırken geçmişe özlem, çaresizlik ve yalnızlık temalarına değinmektedir .Şiirde annelerin kişiler için bir liman görevi gördüğüdü tezi aktarılmaktadır. Anne, her zaman çocuğun hayatın büyük bir role sahiptir.Çocuk hayata geldiği andan belli bir dönme kadar ihtiyaçlarını karşılamak için annesine muhtaçtır. Bununla birlikte yetişkinlik dönemine gelene kadar kişi anne tarafından korunur ve hayatın problemleriyle karşı karşıya bırakılmaz. Bundan dolayı hayatın zorluklarıyla karşı karşıya kalınca kişi affallar ve dertsiz çoculuk dönemleri özlenir. Fakat bu zorlukların altından kalkamamak herkes için geçerli olmamakla birlikte, kişinin karakterine de bağlıdır. Bunun sonucu olarak şiirde, birinci tekil kişi anlatımı kullanılarak şiirin bireysel bir deneyim olduğu gösterilmiştir.