Oysa bir zaman…

O aynanın karşısında saçını tarayan kadındım bir zaman.

Taradım, ördüm, bağladım. Omzumdan döküldü lüleler. Çıktım, giydim o sevdiğim kırmızı elbisemi çıktım. Ayağımda topuklular, ama koşarcasına adımlarım. Başım hep dik, boynumda fularım. 

Gördüler beni yürüdüğüm sokaklarda, bindiğim tramvayda, girdiğim dükkanlarda. Gördüler, hissettim, hissettim bakışları omuzlarımda. Aldırma!

Birkaç adım daha atmışım sonra, birden bir karanfil değdi boynuma, en sevdiğim. Döndüm, o. Ellerimi verdim yanımdaki oğlana. Derlerdi inanmazdım, güçlüymüş sevda. 

Güçlüymüş hırçın dalgaları kadar boğazın, yapraklarını savuran rüzgarı gibi sonbaharın, güçlüymüş gözyaşlarıyla çağıldayan suları gibi ırmağın.

Kayboldum önce, döndüm dolandım bulamadım onu, sevdamı. Durdum yerimde, bir de baktım ki benmişim kaybolan, ben yalnız kalmışım. Kısalmışım ben, topuklarını kırmışlar ayakkabılarımın, örtmüşler göğsümü, kapatmıyormuş elbisem. Bir sıcaklık… Bir şeyler akıyor şimdi benden, bedenimden, kanatmışlar beni, yaralarım acıyor. Gözlerim, yoklar artık yerlerinde, ben artık görmüyormuşum. Seslerini duydum bazılarının, ben meğer ölüyormuşum. Oysa daha şimdi değil miydi elleri ellerime…

O sımsıkı tuttuğum eller… Fularım sıkıyor boynumu, boğuluyorum, o tuttuğum eller boğuyor beni. İmdat, diye bağırıyorum, çıkmıyor sesim, o eller tutuyor ağzımı, konuşturmuyor beni.             Koşmak, kaçmak istiyorum, o eller, ah o eller belimden ayaklarıma…

Bitiyor artık hislerim, yalnız düşünüyorum. Ben daha az önce dans ediyordum. Yok artık, tutmuyor hiçbir uzvum. Artık biliyorum, son dakikalarım bunlar. Öldürdüler beni, son dakikalarım bunlar. 

Kadınım sadece ben, kadındım bir zaman. Adım Ceren benim, bazen Emine olur, bazen Özgecan. Zaman yanına almış, gidiyorum ben. Beni sevda öldürdü, ama korkmam sevmekten.

Kadındım ben bir zaman

Anneydim, olabilirdim

Minicik kızdım

O aynanın karşısında saçını tarayan kadındım bir zaman…

Elif Sude Yanık