Her Şey Bitince

Her şey bitince mi başlar,
usul dalgalar?

Fırtınalı gece sonrası,
denizin yüzünde,
önce sağa,
sonra sola,
bakınıp duranlar…

Gecenin bitişine şaşıranlar,
hiç bitmeyecek mi sandılar?
Akmayı mı unuttular?
Yoksa ne yapacaklarını mı bilemiyorlar?

Her şey bitince mi konar,
sümbülün yüzüne tebessüm?

İlkbaharın sabahı geldiğinde,
rüzgâr başını çevirdiğinde,
o zaman çıkar mı yeryüzüne?
Onu biri duysun,
biri görsün diye…

Yorulmamış mıydı,
rüzgârın adi gülüşünden?
Boynunu bükmekten,
ve terk edip gitmekten…

Her şey bitince mi dinler,
bülbül kendi sesini?

Genç bir ağacın kollarında,
bir aşığın şiiridir,
bir kavuşanın bestesidir,
yeniden söylediği.

Hatırlar mı o,
kırlangıçla kavgasını?
Bir bulutun dansıyla paylaşamadığı,
yemyeşil sahneyi ve alkışları...

Her şey bitince mi gelir,
sarı kurdeleli kız çocuğu?

O zaman mı çalar kapıyı,
elinde sepeti,
ve pamuklara serilmiş,
masmavi gözleri?

Her şey bitince çıkar.
Evet, çıkar.
Bir ahşap kayığın ardından…
Ve işte o zaman bakar,
bir mutsuz gülümsemeye arkasından.

                    

Defne Bozkır